Posta Kutusundaki Mızıka

Ali Ural’ın mektup-deneme tarzında yazdığı, kefaret orucunun sayısından esinlenerek 61 mektuptan oluşan bir kitaptır. Kitabın ismini ilk duyduğumda aklımdan bin türlü resimler geçmeye başladı. Mızıka, posta kutusu? Bir anda kitap etkisi altına aldı. Artık sanal posta kutularımız olduğundan mıdır bilmiyorum daha da cezbedici bir kitaptı benim için. Kendimi posta kutusunun önünde, içten gelen duygularımı, dudağımla hissettiğimi ve melodiyi zarfa koyduğumu hayal etmiştim. Bakalım ismi siz de neler uyandırıcak?

mızıka

 

Tabii sonra adettendir kitabın arka kapağını inceledim. Dedim ki sıranı boz ve hemen araya bu kitabı sıkıştır.

Arka kapağında şu cümleler yazan kitap:

“Sevgili Dost!”

“Bu sabah kuş sesleriyle uyandım. Ne güzel değil mi? hayır, güzel değil! Açık penceremden ok gibi dalıp yastığıma saplanan karga sesleriydi.

Kuş sesleri dediğimde aklına asla karganın gelmediğini biliyorum. Bu, karganın da bir kuş türü olduğunu bilmeyişinden değil, karganın türünün en önemli özelliği olan güzel bir ötüşten mahrum oluşundan elbette. Yüzümü yıkarken acaba diyordum; acaba türümüzün en önemli özelliklerini taşıyor muyuz? Hareketlerimiz ve sözlerimiz nerelere saplanıyor? Acaba ‘insan’ denince hatırlanıyor muyuz?”

 

Mektupların her biri “sevgili dost” ifadesiyle başlar. Yazılan mektuplarda insanın kendini bulması kaçınılmazdır. Her kitapseverin okuması gereken nadide eserlerden bir tanesidir. Ali Ural sevgili dost der ve o dedikçe daha da sarıp sarmalarsın kitabı, her cümlede kendine ait bir şeyler aramaya başlarsın. “Sevgili dost, ellerini uzat”. İste aynen böyle bilmeden, farkında olmadan ellerinizi uzatmaya başlarsınız.

 “İnsanlar birbirine mektup yazmalı. Çünkü mektupta sesin tonu belli olmaz. Çünkü mektup düşünülerek yazılır. Birdenbire ağzımızdan kaçan kelimeleri hiçbir şey geri getiremez. Söylediklerimizin üstü çizilemez. Çünkü söylediklerimiz dinlenmeyebilir, sözümüz kesilir, içeriye o anda biri girer, okunan mektup ise mutlaka tamamlanır.”

Size de gerçek posta kutularımıza dönme isteği hissettirmedi mi? Posta kutusuna bırakılmış, çalınmayı ve okunmayı bekleyen bir mızıka.

Arkadaşlar bu mızıkayı herkes çalmalı ve çaldıktan sonra başkalarının posta kutusuna bırakmalı.

SEVGİLER.

Pinterest’de Pano Oluşturma ve Pinleme

Pinterest’e dair bir önceki konumda özellikle site sahipleri için ipuçları verdim. Konuya buradan ulaşabilirsiniz: Pinterest Kullanım Rehberi

Pinterest Türkçe kullanım sunmadan önce kullanıcılar için daha karmaşık bir yapıdaydı. Her ne kadar Pinterest kullanıcılar için destek konuları paylaşsa da genel mantığını çoğu internet kullanıcısının anlamadığını düşünüyorum.

Pinterest’de Pano Oluşturma 

İlgi alanlarınız üzerine pano oluşturabilirsiniz. Modayı takip ediyorsunuz ve internet üzerinde karşılaştığınız resimleri bir yerde toplamak isterseniz Pinterest size göre diyebilirim. Oluşturduğunuz panoya Pinterest’in Pin It eklentisini kullanarak kolaylıkla pinleme yapabilirsiniz.

Eklentiye ulaşmak için:

Pinterest İçin Google Chrome: İndir

Bilgisayarınızda bulunan resimleri de Upload From Computer‘a tıklayarak yükleyebilirsiniz.

pinterest

 

Yüklediğiniz her resmin bir kaynağı vardır. İnternette gezinirken beğendiğiniz bir resmi pinlerseniz panonuzda o sitenin linki görünecektir. Kendinize ait bir websiteniz varsa Pinterest hesabı açmanızı tavsiye edebilirim. Ayrıca SEO ve ziyaretçi açısından da pek bilinmeyen bir zenginlik..

 

Oluşturacağınız panolara takipçilerinizi davet edebilirsiniz. Bu sayede davet ettiğiniz kişilere panonuzda pinleme yapma imkanı verirsiniz. Paylaşım yaptığınız bir resim yüksek takipçili bir kişi tarafından repin yapılırsa bu resme milyonlarca kişi görüntüleyebilir.

Türkiye’de Pinterest yaygın bir sosyal ağ değil. Kendinizi yalnız hissetmeniz mümkün ama bana sorarsanız Facebook ve Twitter’a göre çok daha keyifli.

Bu konumda sizlere Pinterest’De pano oluşturup pinleme yapma mantığını anlatmaya çalıştım.Bir sonraki konuda görüşmek üzere..

Adsense İle İçerik Sitelerinden Kazanç Sağlamak

Birkaç yıl öncesine kadar Youtube ve içerik sitelerinden kazanç sağlamak pek yaygın değildi.Sosyal ağların yaygınlaşmasıyla beraber kullanıcıların daha bilinçlendiğini düşünüyorum. En azından Twitter, Facebook, Youtube gibi sosyal ağların nasıl kazanç sağladığını özellikle çoğu sitede karşımıza çıkan Google reklamlarının ne anlama geldiğini biliyoruzdur.

Ben bu konumda içerik sitelerinden kazanç sağlamanın kısaca mantığını anlatıp, önerilerde bulunacağım.

Google Reklamları

Konu başında belirttiğim gibi bir siteye gireriz ve reklamın hemen sağ üst tarafında küçük puntolarda Google Reklamları yazar. Ziyaret ettiğiniz site Adsense yayıncısı ve Google tarafından verilen reklamları sitesinde yayınlıyor anlamına gelir.

Google Reklamlarının Kısaca Mantığı

Adwords aracılığıyla reklam veren firmalar projesini tanıtmak ister. Reklamların görüntülenmesi ve tıklanması başına bir ücret belirlemek zorundadır. Her sektörün min. tıklama başına ücreti vardır.

Örnek:

adwords reklam

Yukarıda filinyolculugu.com adresi için verdiğim bir reklam görüntüsü var.

TBM:Tıklama Başı Maliyet

Olayların koptuğu yer tıklama başı maliyetdir.Adsense ile kazanç sağlamak isteyenler sektör araştırması yaparken Anahtar Kelime Planlayıcı sayfası üzerinde TBM araştırması yaparlar.

Reklam veren TBM’yi 0,60 TL olarak belirlediğinde Google gelirin %68’ini yayıncıya kalanını kendisi alır.

Ben İngilizce siteler üzerinden kazanç sağlama taraftarıyım. Yabancı reklamveren TBM 20 cent olarak belirler Türk reklamveren 20 kuruş. Benim deneme amaçllı oluşturduğum bu reklamlarda 0,15 olarak belirkemişim. Bunun %68’lik kısmını yayıncıya gönderdiğimizde komik bir rakam ortaya çıkıyor.

Yaklaşık 1 yıl öncesine kadar teknoloji bloguma gelen 1 reklam tıklamasına 0,02 verildiğini biliyorum. Bu komik rakam için sitemize gelen ziyaretçiyi rahatsız etmeye değer mi? Ya da kazanç sağlama için yola çıktığın bu yola emeklerin boşa gider mi?

Bu konumda kısaca Adsense mantığı üzerinde durdum. Olumlu&olumsuz eleştirilerinizi konu altından gönderebilirsiniz.

Bir sonraki konuda görüşmek üzere.

Devlet Tiyatrosu: ERKEK ARKADAŞ

Merhaba Arkadaşlar!

Napıyorsunuz? Nasıl gidiyor? E canı sıkılan var mı? Ay ne yapsam, nereye gitsem, off puff yapanlara el atıyorum hemen şimdi. Hadi iyisiniz 🙂

erkek-arkadas_dugS_k_VMX4 (1)

Bu hafta gitmiş olduğum bir tiyatroyu size aktarıyorum. Oo şahane,muazzam dedirtmese de gidebilirsiniz. Ki öğrenciyseniz kesin gidin, öğrenci indirimi var.

12509944_10153888421529861_699482776_o

Birazcık oyundan bahsedeyim. Oyunumuzun adı Erkek Arkadaş. Oyun 2 perdeden oluşuyor ve 1 saat 45 dakika sürmektedir. Orijinal adı The boy friend olan 1953 yapımı Broadway müzikalinin uyarlamasıdır. Aaa müzikalmiş diyip hemen sizi de şıp diye ikna etti mi? Beni etti. Bol müzikli, bol danslı, eğlenceli bir oyun. Oyunun konusu; okul müdüresi Madam Dubonnet , kız öğrencileri yetiştirmektedir. Okulda karnaval balosu hazırlanmaktadır. Baloya katılmak isteyen kızlar bir erkek arkadaşı arayışı içine girmişlerdir. Oyun, farklı sınıftan insanların bir araya gelmesi ve farklı hayatların kesişmesini anlatıyor. Evlilik teklifi edilen kızların, yanıt sürecindeki olayları müzikli ve danslı söylencelerle aktarmaktadır. Oyuna inanılmaz emek verilmiş. Danslar, müzikler, kıyafetler cidden takdire şayan.

Ara ara sesin aşırı yüksek çıkması  beni irite etmişti. O da nazar boncuğu olsun. Benim en çok sevdiğim sahneler dans kısımlarıydı. Kendini kötü mü hissediyorsun? Hemen DANS! Bu kısma bayıldım. Merak etmeyin net cümle böyle değil. Haah spoiler verdi diyorsanız yanılıyorsunuz. 😀

Gitmenizi öneriyorum. Ayrıca fiyatlarda uygun arkadaşlar. Fiyatları, sahne alan şehirleri hemen belirtiyorum.

Bilet: Tam bilet: 10 tl, indirimli bilet 6 tl dir.

Oyunun sahne aldığı şehirler: Antalya, Adana, Ankara, Bursa, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kahramanmaras, Konya, Malatya, Ordu, Samsun,Sivas, Trabzon, Zonguldak.

Dipnot: Oyunu Cevahir salonunda izledim. Salon bi harikaydı, bayıldım. Tabii ki fotoğrafını çektim.

12510062_10153888421089861_1698240128_o

SEVGİLER.