Geçmişteki Blog Yazılarını Okuyorum

Takip ettiğim blogger arkadaşlar var.  Onlar beni tanımasa da, okuduğum yazılara yorum atmasam da aralıklı olarak girer bakarım.

Dün teknoloji portalı ShiftDelete sitesinin kurucusu Hakkı Alkan’ın blogunu(hakkialkan.com) keşfettim ve 2005’den itibaren tüm konulara kısaca göz gezdirdim.

Dikkat Şahan Çıkabilir Zamanları

2005 yılının son aylarında çıkmıştı. Ortaokula geçiş zamanlarım olduğu için net hatırlamıyorum ama arkadaşlar ile yaptığımız sohbetleri hatırlıyorum.

Şanslı Bloggerlar

10 yıl öncesindeki blog yazısı dahi duranlara özeniyorum. Okuduğumda da çok hoşuma gidiyor. Vay be teknoloji nasıl da ilerlemiş diyor insan. Ya da biraz daha kişisel bloglarda paylaşın fotoğraflardaki o değişimi görmek ayrı duygu.

2005-2006 yıllarında webmaster sayısı daha kısıtlıydı. O dönemde kendini geliştirenlerin daha şanslı olduğunu düşünürüm. Günümüzde rakip o kadar fazla ki hangi sektöre girsek rekabet çok fazla.

Atı alan Üsküdar’ı geçti demek ne kadar doğru bilmiyorum ama o dönemde yaşayanlar daha şanşlı gibi..

 Eski Yazıları Okumak Güzel

Ben dahi eski blog sitelerimde yazdığım yazıları okuduğum da kendi gelişimimi görüyorsam 10 yıl önceki yazılarını okuyanlar da durum nasıldır bilemiyorum.

Günümüzde 10-12 yaşından itibaren blog tutup webmaster dünyasına giriş yapan arkadaşlarımız var. Yazmaya devam edin, size her yönden katkısı olacaktır.

İçerik Sitelerinde Güncel Olmama Sorunsalı

Hepimiz bir amaç uğruna site açıyoruz. Kimileri para kazanma odaklı kimisi de eğlenme amaçlı açıyor. Olay burada kopuyor olmalı. Hevesle başlanır, örnek alınan bir site de olur.

Haber sitelerini bir köşeye koyuyorum her zaman. Çünkü gerçekten ciddi bir yatırım yapıp, yazarlarıyla beraber bu işe koyulan çok az kişi var. Birkaç özgün haber girip, bot alıp satın alarak hüsran yaşayan fazla webmaster arkadaşımız var.

  Eğlencesine Açtım ve Emek Verdim

Blogspot üzerinden açılan genellikle bayanların ve eskilerin açtığı gerçekten emek verilmiş ve unutulan çok fazla site var. Okuduğu bir kitabı tanıtan, ya da izlediği bir filmde görüşlerini paylaşan çok fazla blogger var. Konunun başında söylediğim gibi olay biraz kendini tatmin etmekde bitiyor.

Tanıtım yazısı ya da reklam almak isteyenlerin tercihi genelde bu tarz siteler oluyor.Çünkü gerçekten emek verilmiş, kemik ziyaretçi kitlesine sahip sitelerdir. Reklam alma kaygısı yoktur, reklam için kişiler bu bloglara ulaşır.

blog

Para Kazanmak İçin Açılan Bloglar

Bana pek fazla samimi gelmiyor nedense, ya da sonu güzel olmuyor bu blogların.Genelleme yapmıyorum ama açılan blogların büyük kısmı para kazandıkça kaliteyi bozuyor. Babamın hayrına açmıyorum diyenler tabii ki olacak bende diyorum ama anasayfayı açtığımızda tanıtım yazısına boğulmuş bir görüntü ile karşılaşmayalım.

Sonuç: Güncelliğini kaybetmiş tanıtım yazısı ilanı açılarak belki para kazanırıma dönmüş bir site.

 Nacizane Tavsiyelerim

Güncellik aranan bir kriter, gündemi takip edin ve görüşlerinizi bildirin. Bu size çok şey katacaktır.

Hemen reklam almayın, size gelen reklam tekliflerini değerlendirin.

Fiyatı düşük tutmayın. Düşük Ücret: Fazla Reklam. Para tatlı gelecektir, fazla reklam alma ihtimaliniz çok olacak.

Sitenize ve kendinize iyi bakın..

Görüşleriniz benim için çok değerli…

Yorum bölümüne bekliyorum.

 

Atopik Dermatit (Egzema) Deneyimlerim

Yaklaşık 7 aydır elimdeki nedeni belirsiz kaşıntı, görüntü günden güne sinirimi bozuyor. Sayısını unuttuğum kadar gittiğim doktorlardan da fayda alamamış olmam da işin cabası.

Yaşayan bilir..

Bu konumda dert yakınmayacağım tabii ki. Size sözde doktorların ilgisiz tavırlarını, ilaç vereyim gitsin kafasını hatırlatmak isterim. Çünkü bunun farkında değiliz. Acaba bu sefer geçer mi kafasında eczane yoluna düşüyoruz.

Cildiye uzmanı değilim, bir kaynaktan okuyup da bilgi de vermeyeceğim. Sadece doğru yolu izlemenizi ve zaman kaybetmemenizi sağlayabilirim.

Bazı Özel Hastanelerde Egzama Deneyimi

İsminiz söylenir ve içeri girersiniz, derdinizi anlatırsınız..

+Hımm allerjik egzama gibi görünüyor, stresli bir dönemden geçiyorsunuz galiba.

+Stres tetikleyicidir.

+ Size bir nemlendirici bir de karışım veriyorum.

-Hocam geçer mi bu egzama?

+ Ara ara tekrar başlar.

Verilen ilaçları kullanıyoruz ve aradan 1-2 hafta geçince o lanet kaşıntı tekrar başlıyor. Detarjanlı sabun kullanma diyorlar bir de işte ona bayılıyorum, o zaman öneri ver, anlat, yol göster! Vereyim ilacı gitsin kafasını bırakın artık. Tıpta uzmanlık sınavında neden cildiyenin en tepede olduğu da buradan anlaşılıyor.

Egzamada Doğru Doktor/Hastane Seçimi

Geçen hafta tavsiye üzerine Bakırköy’de bulunan Lepra Hastanesine gittim. Sadece cildiye üzerine olan bu hastanenin büyük bahçesi, hemşireleri ve doktorlarının da çalışma prensibi hoşuma gitti. İlacı vereyim gitsin kafası yerine sıra beklemeden 2 farklı allerji testi yapmanıza olanak sağlıyorlar.  Bu testleri size resimlerle göstereceğim. Siz de benzer bir tanı almışsanız mutlaka araştırın ve yolunuz düşerse Lepra Hastanesi’nden de randevu almaya bakın.

Prick Testi Nasıl Yapılır?

prick test

Ön kolunuzun iç yüzüne, resimdeki gibi tek kullanımlık bu araç ile (comforten aplikator) baskı uyguluyorlar. Sonrasında 20 dk iki kolunuz bu şekilde bekliyor. Oluşan kızarıklık ve kabarıklığa göre hekiminiz görüşlerini bildiriyor.Size verilen formda neye karşı allerjiniz olacağı işaretleniyor. Benim yaptığım testte Dermatophagoides Pteronyssinus yani ev tozu alerjisi pozitif olarak görüldü.

Yapılması yüksek ihtimal bir diğer testin adı ise Patch Testi.

Patch(Yama Testi) Nasıl Yapılır?

Alerjik temas egzaması şüphesi olan hastalarda yapılan bir test.

yama patch

Patch testi sırt bölgenize uygulanır ve 48 saat boyunca kalması istenir. 48 saat sonunda hekiminiz açarak değerlendirir. 48 saatlik süreçte duş almanız yasak, sinir bozucu bir durum ama sabretmek gerek.

Ben bu yazıyı yazarken sırtıma yapıştırılmış bir şekilde bekliyorum.  Değişimleri, deneyimleri de buradan paylaşmak istiyorum.

Küçük bir tavsiye..

Sürücü kursu tadında hastalelere gitmeyin, imkanların  iyi olduğu devlet hastanesine ya da maddi durumunuz iyiyse kaliteli bir özel hastanenin tavsiye edilen doktoruna gidin..

26 Ağustos Güncelleme

Patch ve Prick adında iki farklı alerji testi yaptırdığımı yazmıştım. Bu testlerden 20 dk süren prick adındaki kolunuza uygulanan testte ev akarına karşı alerjim olduğu çıktı. Ev tozundan rahatsız olmadığımı belirtince tekrar bir test yapmam söylendi ve şüpheli olarak kayda geçildi.

Kullandığınız detarjan içerikli sabun ve şampuanlar alerji testinize çıkmasa dahi tetikleyici etkisi olabilir.

Çoğu doktorunda dediği gibi stres faktörü önemli.

Stres mi yapıyon sen?? şeklinde sorup her gelen hastaya özeldeki kankasını öneren doktorlarımız..

Sizleri de seviyoruz.

Okudum:İki Yeşil Susamuru

Merhaba…

Size bir arkadaşımın önerisiyle okuduğum Buket Uzuner’in İki Yeşil Susamuru Anneleri, Babaları, Sevgilileri ve Diğerleri hakkında özeleştirimi yapacağım. İsmi çok uzun dimi? Kitabın kapağına bakınca bu ne falan olabilirsiniz. Ciddi manada başrol karakterinin annesinden, babasından, sevgililerinden oldukça bahsedilen bir roman olmuş. Kitap hakkında inanılmaz olumsuz yorumlar okudum ama okuduktan sonra gördüm, ironik oldu biraz. İlk başta yorumları okusaydım, eminim ki kitabı okumazdım. Yani okunmamalı mı? Bence okunabilir.

iki susamuru

Okuyan herkesin hayatından bir şeyler bulabileceği bir kitap.  Yanlış insanlarla evlenip ayrılan kişilerin arkalarında bıraktıkları enkazları güzel bir şekilde aktaran bir eser olduğunu düşünüyorum. Okuyuculara yeni bakış açıları kazandırabilir, devam eden hayatımızla ilgili güzel tespitler yapabileceğimiz konulara değinilmiş. Dili basit ve sade olmuş ama inanılmaz akıcı bir dille anlatılmış.  İçinde çok sayıda edebi göndermeler ve güzel betimlemeler var. Çok hızlı bir şekilde okuyabileceğiniz bir eser.

Belki diyorsunuzdur kendi hayatınızdan ne buldunuz? Size küçük bir alıntı paylaşmadan geçmek istemedim.

   “Eksikliğe, görgüsüzlüğe ve yanlışa tahammül edemezdi. Yalan ve küfür yasaktı. Doğum günlerini, dini bayramları ve yılbaşlarını mutlaka anımsamak ve kart yazıp armağan almayı ihmal etmemek gerekirdi. Çok okuyup az konuşan, güler yüzlü, çalışkan bir insan olunması şarttı. Yoksullara yardım edip hemen bunu unutması şarttı. Sorumluluklar mutlaka bilinecekti.”

susamuruKitabın son sayfalarına geldiğiniz zaman, heyecanla a ne olacak, nereye bağlayacak şimdi diyorsunuz? Bir bakıyorsunuz kitap puf oluyor. Final cidden insanın asabını bozuyor, bu ne şimdi arkadaş diyebilirsiniz. Son kısmı hiç olmasaydı daha anlamlı olabilirdi açıkçası. Önerir miyim? Daha iyi kitaplar okuyabilirsiniz.

 

SEVGİLER.

Türkçe Sitelerde Tıklama Başı Maliyet

Tıklama başı maliyet kısaltılmış olarak TBM, websitesinde reklam yayınlayanların aralıklı olarak kontrol ettiği bir değer diyebilirim.

Bu konumda türkçe ve ingilizce sitelerdeki tbm oranın açık ara farklarını örnekler vererek anlatmaya çalıştım.

Webmaster forumlarında bu tür konuların açıldığını çok görürüz.

TBM neden düşük?

TBM sizde kaç?

TBM nasıl yükseltirim?

adsense tbm

adsense kazanç

adsense ayar

Önemli çünkü. 1 reklam tıklaması 30 kuruş yerine 60 kuruş verse fena mı olur? Çok da güzel olur. Görsellerde de gördüğünüz gibi konum tamamen Adsense üzerinedir. Adsense benim için her zaman en iyisidir. Daha kaliteli bir alternatif var derseniz görüşlerinizi bekliyorum. 🙂

Peki Türkçe içerikli sitelerde bu oranlar nasıl?

Bana kalırsa berbat durumda, sektör sektör tıklama başı maliyet değişse de ingilizce içerikli bir sitenin yanına yaklaşamaz.

Örnek:

kazanç

Tıklama Başı Maliyet: 0,11 TL

Bu rakam Türkçe sitelere göre iyi, 0,05 gören site sahipleri eminim vardır. Verilen o kadar emek sonrası düşük kazanç özellikle bu işe yeni başlayanlar için büyük motivasyon eksikliği olarak dönüş yapıyor.

İngilizce Sitelerde Durum Nasıl?

kazanç-2

Bu da İngilizce içerikli sitenin kazanç tablosu. Gördüğünüz gibi TBM 0,49 TL.

Bayanlara yönelik bir başka yeni ingilizce sitenin kazanç görüntüsünü paylaşalım.

kazanç-3

Tesadüfen sosyal ağlardan gelen bir kişini tıklaması ve sonuç: 1 tıklamaya 1,97 TL

Şimdi de farklı bir sektöre ait bir kazanç tablosu paylaşıyorum. TBM: 2,04 TL

kazanç-4

Bu değerler site içeriğinize, kalitesine göre değişir ama bariz bir fark olduğunuzu görebilirsiniz.

İngilizce Site İle Kazanmak Kolay mı?

Hayır. Türkçe içerikli bir site de 10 rakibiniz varsa burada 1000 rakibiniz var. Ama pasta daha büyük. Emeğinizin karşılığı size çok daha iyi geliyor.

Tavsiyelerim

  • Başaramam demeyin başlayın, size deneyim olarak dönecektir.
  • Bol bol forumlarda yazıları okuyun, deneyin ve tartışın.
  • En önemlisi de ingilizcemizi geliştirmek olacak. Yabancı forumları takip etmek için dahi öğrenilmesi gerektiğini düşünüyorum.
  • Forumlarda ya da bazı platformlarda makale yazdırabilirsiniz. Bütçem yok diyorsanız sosyal ağlara yönelin. Türklerin aktif olmadığı onlarca sosyal ağ var.

sosyal ağlar

  • Pes etmeyin. En önemli tavsiyem de bu olur. 3-4 ay geçtikten sonra bırakırsanız başaramazsınız.
  • Düzenli içerik girin ve aktif olun, istikrar çok önemli.

Bu maddeleri her uygulayan %100 başarılı olmayabilir ama size güzel bir tecrübe kalır, buna emin olabilirsiniz. Seo açısından bütçeniz her zaman önemlidir. Risk almaya değer mi orası size kalmış ben bildiklerimi anlatttım.

Köşe yazıları kategorilerimizde diğer yazılarımı inceleyebilirsiniz.

http://www.filinyolculugu.com/author/turan/

Görüşmek üzere..

Alexa’da Kısa Sürede Yükselmek

Sitemizi açtıktan sonra çoğu webmaster için  Alexa bizim önemli bir yer ediniyor. Peki Alexa.com site sıralamasını neye göre yapıyor? Kolayca yükselmenin bir yolu var mı?

Alexa’nın mantığını anlamak zor değil. Yaklaşık 5 yıldır alexa eklentisini tarayıcımda kullanırım. İnternette gezinirken alexa değerini merak ettiğim birçok site oluyor. Alışkanlık da olmuş olabilir.

Webmaster Forumları

R10 ve wmaraci gibi büyük webmaster forumlarında zaman geçiriyorum. Sitesinden tanıtım yazısı satmak isteyenlerin açtığı ilanın başlığı şu şekilde devam ediyor: Alexa 300 K siteden.. Hit bilgisini gösteren bir grafik yok ama Alexa değeri var.  Bu gerçekten webmaster arkadaşlarımız için önemli bir değer mi? Pagerank devri bitince yerini Alexa mı aldı? Tabii ki hayır.

Kişisel Blogların Alexa Değeri Neden Daha İyi?

Alexa sıralama yaparken kemik ziyaretçiyi dikkate alır. Siteye giren bir daha giriyor mu? Sitede ne kadar kalıyor? Bu gibi değerler Alexa için çok önemlidir. Ziyaretçi sayısı arttığında alexa değerim yükselir mi derseniz doğrudan bir bağlantısı yok.  Tekil ziyaretçisi 1 K olan sitenin Alexa değeri 2 M iken 50-60 ziyareçi sayısı olan blogunuzun alexa değeri 400 K olabilir.  Webmaster arkadaşlarımıza hitap eden kişisel bloglar bu konuda daha şanslı. Çünkü bu tür blogları ziyaret eden çoğu ziyaretçinin tarayıcısın da alexa eklentisi yüklenmiş oluyor.

Alexa’da Kısa Sürede Nasıl Yükselirim?

Webmaster forumlarında vakit geçiriyorsanız Alexa grupları vardır. 20 kişilik bu gruplarda herkes alexa eklentisini kurarak birbirinin sitesini her gün 15 dakika boyunca gezmeye başlar. 15 gün boyunca sıfırdan bir siteniz çok hızlı bir şekilde yükselmeye başlar.

  • Alexa eklentisini kurmuş.
  • Günlük olarak ziyaret ediyor.
  • Sitede kalma süresi yüksek.

Bu üç etken çok önemlidir. Gördüğünüz gibi ziyaretçi sayısı yok. Ziyaretçi sayısını elemek tabii ki yanlış olur ama yukarıdaki 3 madde daha önemli bir yer tutuyor diyebilirim. Bu üç maddenin yanına özgünlük ve güncellik de ekleyebiliriz.

Sitemizi özgün ve güncel tutmanız sadece Alexa değil Google tarafından da olumlu karşılanıyor. Burada herkes hemfikir olmalı. 🙂 Alexa’nın belli aralıklarda güncellediği linklerin de etkisi var.  Bunlar aşağı yukarı herkesin tahmin edeceği şeyler fakat ben özellikle tanıtım yazısı ya da link alan arkadaşlara nacizane birkaç tavsiyem var.

Bende zamanın da tanıtım yazısı, link satmış ve almış biri olarak mutlaka hit bilgilerini öğrenmenizi öneriyorum. Alexa değerine aldanmayın, 2 aylık alexa grubu ile kaliteli sandığınız websiteleri umduğunuz gibi çıkmayabilir.

Kendi deneyimlerinden yola çıkarak yazdığım bu köşe yazısına dair görüşlerinizi ve tavsiyelerinizi konu altından bildirebilirsiniz.

Kendinize ve sitenize iyi bakın..

Youtube’dan Kazanç Sağlama Rehberi

Youtube’un kazanç sağlama özelliğinin Türkiye’de yaygınlaşmasıyla beraber çoğu videoda reklamlar yerini aldı. İlk konumu yaklaşık 4 yıl öncesinde r10.net’de paylaşmıştım.

youtube kazanç r10

Konuyu yayınladığım süreçte çoğu webmaster arkadaşımızın böyle bir kazanç kapısı olduğundan haberi bile yoktu. Lokasyonu ABD yaparak bu özelliğin etkinleştirilmesi de Adsense hesabıma zarar verecek gibi bir algı oluşturdu. Buradan da anlayacağınız gibi bu işlemlerin yapılması için Adsense hesabınızın olması gerekiyor. Adsense hesabını nasıl alacağınıza dair bilgileri bu konuda paylaşmayacağım. Adsense üzerinden değil de Payonerr, Webmoney gibi yerlerden ödemenizi de alabilirsiniz. Bu işlemi de Youtube Partnerliği olan firmalar yapıyor. Örnek vermek gerekirse benim bir kanalımda kullandığım: https://join.quizgroup.com/?ref=52059

Resimlerle destekleyerek konumuza giriş yapalım.

İlk olarak Youtube hesabımızdan Para Kazanma Özelliğini etkinleştirmemiz gerekiyor.

(Aşağıdaki adresten ilgili sayfaya gidebilirsiniz.)

https://www.youtube.com/features

youtube kazanç

Verdiğim linke tıkladığınızda Para Kazanma bölümünme dair bir yer göreceksiniz. Şimdi tek yapmanız gereken Etkinleştir butonuna basmak olacaktır.

hesabımı etkinleştir

Hesabımızın para kazanma özelliği entinleştirildi. Şimdi Hesabımı Etkinleştir butonuna tıklayalım.

para kazanma

Para kazanma sözleşmesini inceledikten sonra Kabul Ediyorum yaparak bir sonraki aşamaya geçelim.

Adsense ya da Partnerlik ile Kanalı Bağlama

Bu aşamada mevcut Adsense hesabınızı kanalınıza bağlayabilirsiniz. Ya da konu girişinde söylediğim gibi Partnerlik firmalarına göz gezdirebilirsiniz.

Bu işlemleri yaptıktan sonra https://www.youtube.com/account_monetization sayfasına girdiğimizde bize şu uyarıyı verecektir:

Para kazanmak ve videolarınızdaki reklamlar için ödeme almak amacıyla kanalınızı bir AdSense hesabına bağlamanız gerektiğini unutmayın.

 

hesap bağlama

Youtube bu konuda çok ilerleme kaydetmiş. Önceki yıllarda Türkçe destek sunmazken anlatıma gerek kalmaksızın kendiniz de ilerleyebilirsiniz.

Videolara Nasıl Reklam Eklerim?

https://www.youtube.com/my_videos?o=U

reklam ekleme

Tek yapmanız gereken eylemlerden Para Kazan seçeneğine sekmesine tıklamak.

İşlemler bu kadar!

Bir sonraki konuda görüşmek üzere..

Bir Kadının Hayatın Yaşamından Yirmi Dört Saat

Merhaba Arkadaşlar.

Uzun süredir ortalarda yoktum. Okulumun son yılı olduğu için dersler ve stajlar arasında boğuşuyordum. Umarım beni özlemişsinizdir :). Ve sizi artık bir öğrenci değil bir hemşire adayı olarak selamlıyorum.

Bugün sizlere Stefan Zweig’ın çok beğendiğim bir kitabını aktaracağım daha doğrusu tavsiye edeceğim. Kitabımızın ismi başlıktan anlayacağınız üzere Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat. Kitabın ismini okuyunca aklınızda ilk oluşan cümleleri merak ediyorum. Yorum olarak yazarsanız memnun olurum aslında. Benim aklımda yanan ilk kelime “gizem” olmuştu. Kitabı benden önce ev arkadaşım okumuştu. E nasıldı okudun mu diye sorduğumda aldığım cevap şu olmuştu. “Zeynep, kitabı metro da okumaya başladım ve durağa geldiğimde indim, metronun içindeki banklara oturdum, kitabı bitirdim ve öyle eve geldim.” dedi. Herkesin tahmin edeceği gibi beni çok tatmin eden bir cevap olmuştu.

stefan

Stefan Zweig gerçekten harika bir yazar. Tam anlamıyla bir Zweig öyküsü. Bir kadının hayatında tutku ve hisleri ekseninde gelişen yirmi dört saatte yaşadığı etkileyici bir yaşamın anlatımıdır.  Tutkuyla içgüdülerinin peşine takılan bir kadının kısa ve yoğun duygularını nasıl kalbinin derinliklerinde sakladığını anlatıyor. Yaşanan o yirmi dört saat inanın bir ömür gibi hissediliyor.

Psikolojik bir öykü olduğu için sıkıcı gibi düşünebilirsiniz ama yanılırsınız. Aksine çok akıcı ve kitabın son sayfası gelmeden elinizden bırakamıyorsunuz. Bi bakmışsınız sonuna gelmişsiniz.

Empati ve ahlaklı duruş çarpıcı bir şekilde gözler önüne serilmiş.

Şimdiden iyi okumalar.

SEVGİLER.

Posta Kutusundaki Mızıka

Ali Ural’ın mektup-deneme tarzında yazdığı, kefaret orucunun sayısından esinlenerek 61 mektuptan oluşan bir kitaptır. Kitabın ismini ilk duyduğumda aklımdan bin türlü resimler geçmeye başladı. Mızıka, posta kutusu? Bir anda kitap etkisi altına aldı. Artık sanal posta kutularımız olduğundan mıdır bilmiyorum daha da cezbedici bir kitaptı benim için. Kendimi posta kutusunun önünde, içten gelen duygularımı, dudağımla hissettiğimi ve melodiyi zarfa koyduğumu hayal etmiştim. Bakalım ismi siz de neler uyandırıcak?

mızıka

 

Tabii sonra adettendir kitabın arka kapağını inceledim. Dedim ki sıranı boz ve hemen araya bu kitabı sıkıştır.

Arka kapağında şu cümleler yazan kitap:

“Sevgili Dost!”

“Bu sabah kuş sesleriyle uyandım. Ne güzel değil mi? hayır, güzel değil! Açık penceremden ok gibi dalıp yastığıma saplanan karga sesleriydi.

Kuş sesleri dediğimde aklına asla karganın gelmediğini biliyorum. Bu, karganın da bir kuş türü olduğunu bilmeyişinden değil, karganın türünün en önemli özelliği olan güzel bir ötüşten mahrum oluşundan elbette. Yüzümü yıkarken acaba diyordum; acaba türümüzün en önemli özelliklerini taşıyor muyuz? Hareketlerimiz ve sözlerimiz nerelere saplanıyor? Acaba ‘insan’ denince hatırlanıyor muyuz?”

 

Mektupların her biri “sevgili dost” ifadesiyle başlar. Yazılan mektuplarda insanın kendini bulması kaçınılmazdır. Her kitapseverin okuması gereken nadide eserlerden bir tanesidir. Ali Ural sevgili dost der ve o dedikçe daha da sarıp sarmalarsın kitabı, her cümlede kendine ait bir şeyler aramaya başlarsın. “Sevgili dost, ellerini uzat”. İste aynen böyle bilmeden, farkında olmadan ellerinizi uzatmaya başlarsınız.

 “İnsanlar birbirine mektup yazmalı. Çünkü mektupta sesin tonu belli olmaz. Çünkü mektup düşünülerek yazılır. Birdenbire ağzımızdan kaçan kelimeleri hiçbir şey geri getiremez. Söylediklerimizin üstü çizilemez. Çünkü söylediklerimiz dinlenmeyebilir, sözümüz kesilir, içeriye o anda biri girer, okunan mektup ise mutlaka tamamlanır.”

Size de gerçek posta kutularımıza dönme isteği hissettirmedi mi? Posta kutusuna bırakılmış, çalınmayı ve okunmayı bekleyen bir mızıka.

Arkadaşlar bu mızıkayı herkes çalmalı ve çaldıktan sonra başkalarının posta kutusuna bırakmalı.

SEVGİLER.

Adsense İle İçerik Sitelerinden Kazanç Sağlamak

Birkaç yıl öncesine kadar Youtube ve içerik sitelerinden kazanç sağlamak pek yaygın değildi.Sosyal ağların yaygınlaşmasıyla beraber kullanıcıların daha bilinçlendiğini düşünüyorum. En azından Twitter, Facebook, Youtube gibi sosyal ağların nasıl kazanç sağladığını özellikle çoğu sitede karşımıza çıkan Google reklamlarının ne anlama geldiğini biliyoruzdur.

Ben bu konumda içerik sitelerinden kazanç sağlamanın kısaca mantığını anlatıp, önerilerde bulunacağım.

Google Reklamları

Konu başında belirttiğim gibi bir siteye gireriz ve reklamın hemen sağ üst tarafında küçük puntolarda Google Reklamları yazar. Ziyaret ettiğiniz site Adsense yayıncısı ve Google tarafından verilen reklamları sitesinde yayınlıyor anlamına gelir.

Google Reklamlarının Kısaca Mantığı

Adwords aracılığıyla reklam veren firmalar projesini tanıtmak ister. Reklamların görüntülenmesi ve tıklanması başına bir ücret belirlemek zorundadır. Her sektörün min. tıklama başına ücreti vardır.

Örnek:

adwords reklam

Yukarıda filinyolculugu.com adresi için verdiğim bir reklam görüntüsü var.

TBM:Tıklama Başı Maliyet

Olayların koptuğu yer tıklama başı maliyetdir.Adsense ile kazanç sağlamak isteyenler sektör araştırması yaparken Anahtar Kelime Planlayıcı sayfası üzerinde TBM araştırması yaparlar.

Reklam veren TBM’yi 0,60 TL olarak belirlediğinde Google gelirin %68’ini yayıncıya kalanını kendisi alır.

Ben İngilizce siteler üzerinden kazanç sağlama taraftarıyım. Yabancı reklamveren TBM 20 cent olarak belirler Türk reklamveren 20 kuruş. Benim deneme amaçllı oluşturduğum bu reklamlarda 0,15 olarak belirkemişim. Bunun %68’lik kısmını yayıncıya gönderdiğimizde komik bir rakam ortaya çıkıyor.

Yaklaşık 1 yıl öncesine kadar teknoloji bloguma gelen 1 reklam tıklamasına 0,02 verildiğini biliyorum. Bu komik rakam için sitemize gelen ziyaretçiyi rahatsız etmeye değer mi? Ya da kazanç sağlama için yola çıktığın bu yola emeklerin boşa gider mi?

Bu konumda kısaca Adsense mantığı üzerinde durdum. Olumlu&olumsuz eleştirilerinizi konu altından gönderebilirsiniz.

Bir sonraki konuda görüşmek üzere.